Bu hafta, Sevgililer Günü nedeniyle Bilişsel
Çarpıtmalar yazı dizisine kısa bir ara vermek istiyorum. Sevdiğimiz insanla ilişkimizi
daha güçlü, daha iyi, daha mutlu ve daha uzun kılmak için yapabileceklerimize
göz atmak hoş olur diye düşünüyorum. Fakat öncelikle, paylaşacağım tüm
bilgileri bize kazandıran kişiden biraz bahsetmek istiyorum.
Dr. Gottman 1986 yılında Washington Üniversitesi
Psikoloji bölümüne katılmış ve Aile Araştırmaları Laboratuvarını kurmuştur. Aşk
Laboratuvarı olarak da bilenen bu laboratuvarda çiftler ve aileler ile ilgili
pek çok çalışma ve gözlem yapılmıştır. Çiftlerin etkileşimi izlenmiş, farklı
etkileşimler sırasındaki kalp atımları, nabızları ve terleme düzeyleri biyolojik
olarak ölçülmüştür. Bu laboratuvara gelmek, bir anlamda çiftlerin ilişkilerini
mikroskop altına koymaları anlamına gelmektedir. Artık bu laboratuvar
faaliyette olmasa da, ürettiği bilgiler halen geçerliliğini korumaktadır. Yani Dr.
Gottman, benim ömrüm kadar, aşk üzerine, ilişkiler üzerine yazmış çizmiş bir
bilim adamıdır. İlişkiler üzerine 37 kitap ve 120 civarında makalesi
bulunmaktadır. Bu nedenle adamın bir bildiği vardır deyip kulak vermekte yarar
var.
Daha detaylı bilgi ve Youtube videosu için linki tıklayabilirsiniz.
Dr. Gottman laboratuvarında gözlemlediği çiftlerin
ileride boşanıp boşanmayacağını %90 olasılıkla doğru tahmin edebilen bir bilim
insanı. Bu değer oldukça yüksek ve belki de ürkütücü. Önemli olan bir çiftin
boşanıp boşanmayacağı üzerine bahis oynamak değil, esas olan bu sürece müdahale
etmek ve o evliliği kurtarmaktır. Dr
Gottman, bir evliliği boşanmaya götüren en önemli dört yıkıcı davranışı şu
şekilde sıralamaktadır:
1. Eleştiri:
Çiftlerden birinin, şikayetlerini diğerinin kişiliğindeki bir eksiklik olarak tanımlaması,
partnerine olumsuz kişilik özelliği yakıştırması.
Örnek: Sen hep kendin hakkında konuşuyorsun. Çok bencilsin.
2. Küçümseme:
Göreceli bir üstünlükten kaynaklanan ifadeler. Küçümseme boşanmayı tetikleyen
en önemli faktörlerden biridir ve değiştirilmesi gerekir.
Örnek: Sen beceriksizsin ya da sen gerizekalısın.
Bu ifadeleri sarf eden kişi, kendisini becerikli ya da “normal zeka sahibi”
olarak görmektedir.
3. Savunma:
Haklı kırgınlık ya da masum kurban formundaki kendini koruma. Savunmacı
davranmak algılanan saldırının etkisini azaltır.
Örnek: Hep geç kalmamız benim suçum değil, hep senin yüzünden oluyor.
Bu cümleyi söyleyen kişi kendisini masum kurban ya da haklı yerine
koymaktadır. Geç kalmanın olumsuz sonuçları üzerindeki sorumluluğunu
azaltmaktadır.
4.
Çekilme:
İletişimden duygusal olarak çekilme.
Örnek: Dinleyenin dinlediğine dair jest ve mimikleri konuşana göstermemesi.
Yani beden diliyle dinlemediğini ifade etmesi.
Özetle eğer evliliğinize/ ilişkinize daha mutlu
devam etmek istiyorsanız, bu davranışları yapmaktan kaçının. Aşağıdaki
ünerileri uygulamayı deneyin.
· Eleştiri
yapacaksanız yıkıcı olmaktan çok yapıcı olmaya özen gösterin. Karşınızdaki
insanın yalnızca davranışını eleştirin, bu davranışı onun kişiliğine genellemeyin.
Örnek: “Sen hep kendin hakkında konuşuyorsun. Çok bencilsin.” Yerine “Ben
de kendimle ilgili bir şeyler söylemek istiyorum.”
Örnek-2: “Hani erken gelecektin, sen yalancının birisin.” Yerine “Geciktiğin
için sana kızgınım.”
Temel olarak cümleye “sen” yerine “ben” ile başlamak daha iyidir, çünkü
suçlama içermez. Bu nedenle karşıdaki de savunma ihtiyacı ve öfke hissetmez. Ayrıca
olumsuzun ne olduğuna odaklanmaktansa olumlunun nasıl olması gerektiğine
odaklanmak daha yapıcı bir davranıştır.
·
Küçümseme
içeren ifadelerden kaçının. Elbette herkes farklıdır ve birbirinden üstün
yönleri olabilir. Birbirinizin eksik yönlerine değil de üstün yönlerine
odaklanırsanız, adeta güçlerinizi birleştirebilir ve birlikte daha çok şeyi
başarabilirsiniz.
· Savunmaya
girişmeden önce durup bir düşünün. İki taraf da kendini savunmaya başladığında
bu olay karşılıklı suçlamaya döner. Kendini savunmak, genellikle karşı tarafı suçlamak
anlamına gelmektedir. Bu nedenle siz kendinizi savunduğunuzda, karşı taraf
öfkelenecektir. Burada kastettiğim haklı olduğunuz zaman başınızı öne eyip
susmanız değildir. Kastım sorumluluktan sıyrılmak için yapılan savunmadır.
·
Öfke
ile kötü sözler sarf etmektense bazen susmak, konuşmak için sakinleşmeyi
beklemek iyi olabilir. Fakat duygusal olarak kendini iletişime kapamak farklı
bir durumdur. Karşıdakine değersiz olduğunu ve önemsenmediğini hissettirir. Bu şekilde, sorunlarınızı
konuşarak çözme fırsatlarını yok etmiş olursunuz. Karşıdaki ise sesini size
duyuramadığından ve size ulaşamadığından çaresiz hissedebilir. Bu nedenle
bağırmaya başlayabilir ki sesini duyasınız.
Dr. Gottman mutlu çiftlerin birbirleriyle iyi arkadaş
olduklarını ve çatışmalarını olumlu bir biçimde çözdüklerini, tartışma
esnasındaki olumsuz etkileşimleri tamir edebildiklerini ve olumsuz duyguları
konuşabildiklerini belirtmiştir.
Biliyorum bu öneriler bazı evlilikler için çok ütopik. Aile içi şiddet, 12
yaşında evlendirilen kız çocukları gibi gerçeklerden elbette ben de haberdarım.
Bu konuda da elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Ancak bu durum diğer
evlilikler/ ilişkiler hakkında da bir
şeyler yapmama engel değil. Bu öneriler, evliliklerini/ ilişkilerini sürdürmek
için çabalamaya niyetli olan çiflerin işine yarayabileceği umuduyla paylaşılmıştır.
Sevdiğinizin kıymetini biliyorsanız eğer, bu ilişki için biraz çaba sarf
etmeye değer.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder