16 Şubat 2014 Pazar

Mutlu İlişkinin Sırları Var mıdır?


Bu hafta, Sevgililer Günü nedeniyle Bilişsel Çarpıtmalar yazı dizisine kısa bir ara vermek istiyorum. Sevdiğimiz insanla ilişkimizi daha güçlü, daha iyi, daha mutlu ve daha uzun kılmak için yapabileceklerimize göz atmak hoş olur diye düşünüyorum. Fakat öncelikle, paylaşacağım tüm bilgileri bize kazandıran kişiden biraz bahsetmek istiyorum.

Dr. Gottman 1986 yılında Washington Üniversitesi Psikoloji bölümüne katılmış ve Aile Araştırmaları Laboratuvarını kurmuştur. Aşk Laboratuvarı olarak da bilenen bu laboratuvarda çiftler ve aileler ile ilgili pek çok çalışma ve gözlem yapılmıştır. Çiftlerin etkileşimi izlenmiş, farklı etkileşimler sırasındaki kalp atımları, nabızları ve terleme düzeyleri biyolojik olarak ölçülmüştür. Bu laboratuvara gelmek, bir anlamda çiftlerin ilişkilerini mikroskop altına koymaları anlamına gelmektedir. Artık bu laboratuvar faaliyette olmasa da, ürettiği bilgiler halen geçerliliğini korumaktadır. Yani Dr. Gottman, benim ömrüm kadar, aşk üzerine, ilişkiler üzerine yazmış çizmiş bir bilim adamıdır. İlişkiler üzerine 37 kitap ve 120 civarında makalesi bulunmaktadır. Bu nedenle adamın bir bildiği vardır deyip kulak vermekte yarar var.


Daha detaylı bilgi ve Youtube videosu için linki tıklayabilirsiniz.


Dr. Gottman laboratuvarında gözlemlediği çiftlerin ileride boşanıp boşanmayacağını %90 olasılıkla doğru tahmin edebilen bir bilim insanı. Bu değer oldukça yüksek ve belki de ürkütücü. Önemli olan bir çiftin boşanıp boşanmayacağı üzerine bahis oynamak değil, esas olan bu sürece müdahale etmek  ve o evliliği kurtarmaktır. Dr Gottman, bir evliliği boşanmaya götüren en önemli dört yıkıcı davranışı şu şekilde sıralamaktadır:

1.     Eleştiri: Çiftlerden birinin, şikayetlerini diğerinin kişiliğindeki bir eksiklik olarak tanımlaması, partnerine olumsuz kişilik özelliği yakıştırması.

Örnek: Sen hep kendin hakkında konuşuyorsun. Çok bencilsin.

2.     Küçümseme: Göreceli bir üstünlükten kaynaklanan ifadeler. Küçümseme boşanmayı tetikleyen en önemli faktörlerden biridir ve değiştirilmesi gerekir.

Örnek: Sen beceriksizsin ya da sen gerizekalısın.

Bu ifadeleri sarf eden kişi, kendisini becerikli ya da “normal zeka sahibi” olarak görmektedir.

3.     Savunma: Haklı kırgınlık ya da masum kurban formundaki kendini koruma. Savunmacı davranmak algılanan saldırının etkisini azaltır.

Örnek: Hep geç kalmamız benim suçum değil, hep senin yüzünden oluyor.

Bu cümleyi söyleyen kişi kendisini masum kurban ya da haklı yerine koymaktadır. Geç kalmanın olumsuz sonuçları üzerindeki sorumluluğunu azaltmaktadır.

4.     Çekilme: İletişimden duygusal olarak çekilme.

Örnek: Dinleyenin dinlediğine dair jest ve mimikleri konuşana göstermemesi. Yani beden diliyle dinlemediğini ifade etmesi.


Özetle eğer evliliğinize/ ilişkinize daha mutlu devam etmek istiyorsanız, bu davranışları yapmaktan kaçının. Aşağıdaki ünerileri uygulamayı deneyin.

·        Eleştiri yapacaksanız yıkıcı olmaktan çok yapıcı olmaya özen gösterin. Karşınızdaki insanın yalnızca davranışını eleştirin, bu davranışı onun kişiliğine genellemeyin.  

Örnek: “Sen hep kendin hakkında konuşuyorsun. Çok bencilsin.” Yerine “Ben de kendimle ilgili bir şeyler söylemek istiyorum.”

Örnek-2: “Hani erken gelecektin, sen yalancının birisin.” Yerine “Geciktiğin için sana kızgınım.”

Temel olarak cümleye “sen” yerine “ben” ile başlamak daha iyidir, çünkü suçlama içermez. Bu nedenle karşıdaki de savunma ihtiyacı ve öfke hissetmez. Ayrıca olumsuzun ne olduğuna odaklanmaktansa olumlunun nasıl olması gerektiğine odaklanmak daha yapıcı bir davranıştır.

·         Küçümseme içeren ifadelerden kaçının. Elbette herkes farklıdır ve birbirinden üstün yönleri olabilir. Birbirinizin eksik yönlerine değil de üstün yönlerine odaklanırsanız, adeta güçlerinizi birleştirebilir ve birlikte daha çok şeyi başarabilirsiniz.

·        Savunmaya girişmeden önce durup bir düşünün. İki taraf da kendini savunmaya başladığında bu olay karşılıklı suçlamaya döner. Kendini savunmak, genellikle karşı tarafı suçlamak anlamına gelmektedir. Bu nedenle siz kendinizi savunduğunuzda, karşı taraf öfkelenecektir. Burada kastettiğim haklı olduğunuz zaman başınızı öne eyip susmanız değildir. Kastım sorumluluktan sıyrılmak için yapılan savunmadır.

·        Öfke ile kötü sözler sarf etmektense bazen susmak, konuşmak için sakinleşmeyi beklemek iyi olabilir. Fakat duygusal olarak kendini iletişime kapamak farklı bir durumdur. Karşıdakine değersiz olduğunu ve  önemsenmediğini hissettirir. Bu şekilde, sorunlarınızı konuşarak çözme fırsatlarını yok etmiş olursunuz. Karşıdaki ise sesini size duyuramadığından ve size ulaşamadığından çaresiz hissedebilir. Bu nedenle bağırmaya başlayabilir ki sesini duyasınız.

Dr. Gottman mutlu çiftlerin birbirleriyle iyi arkadaş olduklarını ve çatışmalarını olumlu bir biçimde çözdüklerini, tartışma esnasındaki olumsuz etkileşimleri tamir edebildiklerini ve olumsuz duyguları konuşabildiklerini belirtmiştir.

Partnerinizle yaşadığınız bir olumsuz anın tamiri için beş olumlu an gerekmektedir.


Biliyorum bu öneriler bazı evlilikler için çok ütopik. Aile içi şiddet, 12 yaşında evlendirilen kız çocukları gibi gerçeklerden elbette ben de haberdarım. Bu konuda da elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Ancak bu durum diğer evlilikler/ ilişkiler  hakkında da bir şeyler yapmama engel değil. Bu öneriler, evliliklerini/ ilişkilerini sürdürmek için çabalamaya niyetli olan çiflerin işine yarayabileceği umuduyla paylaşılmıştır.


Sevdiğinizin kıymetini biliyorsanız eğer, bu ilişki için biraz çaba sarf etmeye değer.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder